Dolar : Alış : 5.6964 / Satış : 5.7066
Euro : Alış : 6.3027 / Satış : 6.3141
HAVA DURUMU
hava durumu

istanbul20°CSisli

Son Dakika Haberleri

Üyelik İşlemleri Yeni Üyelik / Giriş Yap

Ağaç ile İlgili Sahih Hadisler

Ana Sayfa » İslam » Hadis » Ağaç ile İlgili Sahih Hadisler
14 Mayıs 2016

Ağaç İle İlgili Sahih Hadisler

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennet Ve Cehennem
Ravi : Ebu Hureyre
Hadis : Cennette hiçbir ağaç yoktur ki gövdesi, altından olmasın.
HadisNo : 5106

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennet Ve Cehennem
Ravi : Enes
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennette bir ağaç vardır ki, binekli bir kimse yüz yıl gölgesinde yürüse onu katedemez. İstersiniz şu ayeti okuyun: “Daimi gölgededirler, çağlayıp duran su başlarındadırlar” (Vakıa 30-31).”
HadisNo : 5105

 

Fasil : İMAN VE İSLAM HAKKINDA
Konu : İman Ve İslama Giren Müteferrik Hadisler
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Hz. Peygamber (sav) şöyle buyurmuştu: “Mü`min, yaprağını hiç dökmeyen yeşil bir ağaca benzer.” Halk falanca ağaç, fişmekanca ağaç diye taliminde bulundular, (fakat isabet ettiremediler). Ben, “Bu, hurma ağacıdır” demek istedim, ancak (yaşım küçük olduğu için) utandım. Sonra Hz. Peygamber (sav): Bu hurma ağacıdır” diye açıkladı.
HadisNo : 50

Fasil : PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ
Konu : Cansızların Resulullah (sav)`la Konuşmaları
Ravi : Ali
Hadis : Resulullah (sav)`a Mekke`de idim. Beraberce bir tarafına gitmiştik. O`nun karşısına çıkan her ağaç, her dağ O`na selam veriyor ve: “Allah`ın selamı üzerine olsun ey Allah`ın Resulü!” diyordu.
HadisNo : 5586

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Bedir; Akabe Ve Bey`atu`r-Rıdvan`a Katılanların Fazileti
Ravi : Cabir
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “(Hudeybiyede) ağaç altında Bey`at edenlerden hiç kimse ateşe girmeyecektir.”
HadisNo : 4505

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Fazileti Belirtilen Amel Ve Sözler
Ravi : Enes
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bir Müslüman bir ağaç diker veya bir tohum eker de bunların mahsulatından bir kuş veya insan veya hayvan yiyecek olsa, bu onun için bir sadaka olur.”
HadisNo : 4691

 

Fasil : HACC VE UMRE BÖLÜMÜ
Konu : Haccın Faziletleri
Ravi : Sehl İbnu Sa`d
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Telbiyede bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki, onun sağında ve solunda bulunan taş, ağaç, sert toprak onunla birlikte telbiyede bulunmasın, bu iştirak (sağ ve solunu göstererek) şu ve şu istikamette arzın son hududuna kadar devam eder.”
HadisNo : 1164

Fasil : FİTNELER HEVALAR VE İHTİLAFLAR BÖLÜMÜ
Konu : Sahabe Ve Tabiin Arasında Çıkan Kavga Ve İhtilaflar
Ravi : Müseyyeb İbnu Rafi
Hadis : Bera İbnu Azib (ra)`e rastladım. Kendisine: “Sana ne mutlu! Resulullah (sav)`la sohbet şerefine erdin. O`na (Hudeybiye`de) ağaç altında biat ettin!” demiştim. Bana şu cevapta bulundu: “Ey kardeşimoğlu! Biz ondan sonra ne bid`alar işledik sen bilemezsin.”
HadisNo : 4828

Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Benu İsrail Suresi
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : “… Sana gösterdiğimiz rüya ile ve Kur`an`da lanetlenmiş ağaçla sadece insanları denedik…” (İsra, 60) mealindeki ayette geçen “rüya” için şu açıklamayı yaptı: “Bu, Resulullah (sav) Mirac gecesinde Beytu`l-Mak-dis`e götürüldüğü zaman gözüyle görmesidir. “Kur`an`da lanetlenmiş ağaç” da zakkum ağacıdır.”
HadisNo : 678

Fasil : PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ
Konu : Cansızların Resulullah (sav)`la Konuşmaları
Ravi : Ma`n İbnu Abdirrahman
Hadis : Babam merhumu dinledim. Diyordu ki: “Mesruk`a sordum: “Kur`an dinledikleri gece, cinleri(n geldiğini) Resulullah (sav)`a kim haber verdi?” Bana şu cevabı verdi: “Baban, yani İbnu Mes`ud bana bildirdi ki: “Onların yani cinlerin geldiğini bir ağaç haber verdi.”
HadisNo : 5589

Fasil : İHYA`UL MEVAT BÖLÜMÜ
Konu : İhya`ul Mevat
Ravi : Urve
Hadis : Bana bu hadisi rivayet eden kimse şunu da anlattı: İki kişi Hz. Peygamber (sav)`a müracaat ederek aralarındaki ihtilafı arzettiler: Bunlardan biri, diğerinin arazisine hurma ağacı dikmişti. Resulullah (sav): “Tarla, eski sahibine aittir, ağaç diken de diktiklerini tarlada söksun” diye hükmetti. Ben ağaçların köklerine baltalarla vurulduğunu gördüm. Ağaçlar boylu boslu tam haldeydiler, hepsi de tarladan söküldüler.
HadisNo : 107

Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : Kadr Suresi
Ravi : Ebu Said
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Kadir gecesi bana (bugün rüyamda) gösterildi, (şu anda hangisi olduğunu unuttum). O gecenin sabahında kendimi su ve toprak içinde secde eder buldum.” Derken hava bozdu, yağmur başladı. Zaten mescid çardak şeklindeydi (üstü ağaç dallarıyla örtülü idi). Resulullah (sav)`ın burnu (alnı) üzerinde ve burun yumuşaklarında su ve toprak bulaşığını gördüm. O gün Ramazanın yirmi birinci sabahıydı.
HadisNo : 872

Fasil : KIYAMET VE KIYAMETLE İLGİLİ MESELELER BÖLÜMÜ
Konu : Cennetlikler Ve Cehennemlikler
Ravi : İbnu Mes`ud
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cennete en son giren kimse, bazan yürür, bazan ağlar. Ateş de arada sırada onu yalar geçer. Cehennemi tamamen geçince dönüp ona bir nazar eder ve: “Senden beni kurtaran Allah münezzehdir! Allah Teala hazretleri, bana evvelin ve ahirinden hiç kimseye vermediği şeyi verdi!” der. Derken ona bir ağaç gösterilir. “Ya Rabbi!” der, “beni şu ağaca yaklaştır da altında gölgeleneyim, suyundan içeyim.” Allah Teala hazretleri: “Ey ademoğlu! Dilediğini versem benden başka bir şey istemezsin değil mi?” der. Adam: “Ey Rabbim, ondan başka bir şey istemeyeceğim!” der ve başka bir şey istemeyeceğine dair söz verir. Rabbi de onun özrünü kabul eder. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Onu ağaca yaklaştırır. Adamcağız, onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra adama, evvelkinden daha güzel bir ağaç daha gösterilir. Dayanamayıp: “Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır, gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, artık senden başka bir şey istemeyeceğim!” der. Allah Teala: “Ey ademoğlu! Bana öncekinden başkasını istememeye söz vermemiş miydin? Ben seni yaklaştıracak olsam başka şeyler isteyeceksin!” der. Adam, başka şey istemeyeceği hususunda söz verir. Rabbi de onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği şeyi görmüştür. Adamı ona yaklaştırır. Adam onun gölgesinde gölgelenir, suyundan içer. Sonra ona cennetin kapısının yanında bir ağaç yükseltilir. Bu ağaç diğer ikisinden daha güzeldir. Adam yine: “Ey Rabbim! Beni şuna yaklaştır da gölgesinde gölgeleneyim, suyundan içeyim, senden başka bir şey istemiyorum!” der. Rab Teala: “Ey ademoğlu! Sen, ondan başka bir şey istemeyeceğine dair bana söz vermemiş miydin?” der. Adam: “Evet, Rabbim! Senden, başka bir şey istemeyeceğim!” der. Rabbi onu mazur görür. Çünkü o, sabredemeyeceği bir şey görmüştür. Onu bu ağaca yaklaştırır. Adam ona yaklaştırılınca cennet ehlinin seslerini işitir. (Dayanamayıp): “Ey Rabbim! Beni cennete şok!” der. Rab Teala: “Ey ademoğlu! Beni senden kurtaracak şey nedir! Dünya kadarını ve beraberinde mislini versem razı olur musun!” der. Adam: “Ey Rabbim! Benimle istihza mı ediyorsun? Sen ki Alemlerin Rabbisin!”der.” İbnu Mes`ud bu noktada güldü ve: “Niye güldüğümü sormuyor musunuz?” dedi. “Niye güldün söyle!” dediler. “Resulullah (asa) da böyle gülmüştü. “Niye güldünüz?” diye soruldu da: “Rabbülalemin`in, adamın “Sen ki Alemlerin Rabbisin, benimle istihza mı ediyorsun?” demesine gülmesine gülüyorum!” dedi. Allah Teala hazretleri: “Ben seninle istihza etmiyorum. Lakin ben, Azimüşşan dilediğimi yapmaya kadirim!” buyurdular.”
HadisNo : 5156

Fasil : ZİNET BÖLÜMÜ
Konu : Ressamların Zemmi; Resim Ve Örtülerin Keraheti
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Bana Cibril (as) geldi ve: “Dün sana gelmiştim (ama yanına girmedim).” Girmeyişimin sebebi de üzerinde timsaller bulunan perde bezi idi. Orada bir de köpek vardı, kapının üzerinde de insan resimleri bulunuyordu. Timsallerin başlarının koparılmasını emret ki ağaç şekline dönsun. Örtüden ayak altına atılacak iki minder yapılmasını, köpeğin de dışarı çıkarılmasını söyle!” Bu söylenenler yapıldı.” (Bu rivayet Ebu Davud ve Tirmizi`nin metnine mutabıktır)
HadisNo : 2171

Fasil : BEY (ALIM-SATIM) BÖLÜMÜ
Konu : Selem (Önceden Satma) Hakkında
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Bir adam selem yoluyla (yani parasını peşin alarak, çıkacak mahsulden verilmek üzere) bir ağacın hurmasını sattı. Fakat o yıl o ağaç hiç mahsul vermedi. Satıcı ile müşteri ihtilafa düşerek davalarını Hz. Peygamber (sav)`e getirdiler. Resulullah (sav) satıcıya: “Onun parasını nasıl helal addedersin, parayı geri ver” dedi. Sonra şunu söyledi; “Hurma (yenmeye) salih oluncaya kadar onu selem yoluyla satmayın.”
HadisNo : 368

Fasil : ORUÇ BÖLÜMÜ
Konu : Orucun Haram Olduğu Günler
Ravi : Abdullah İbnu Büsr es`Sülemi
Hadis : Abdullah İbnu Büsr es`Sülemi, kızkardeşi es-Samma (ra)`dan naklediyor: “Resulullah (sav) buyurdular ki: “Cumartesi günü oruç tutmayın, ancak Allah`ın size farzettiği şeyde o gün oruç tutarsınız. Biriniz yiyecek nev`inden bir şey bulamaz da sadece üzüm (asması) kabuğu veya bir ağaç çöpü bulacak olsa onu ağzından çiğnesin (ve yine de cumartesi günü oruçlu olmasın).” (Ebu Davud hadisin mensuh olduğunu söylemiştir. Tirmizi de hasen demiştir)
HadisNo : 3179

 

Fasil : TEFSİR BÖLÜMÜ – ESBAB-I NÜZULE DAİR
Konu : İbrahim Suresi
Ravi : Enes İbnu Malik
Hadis : Resulullah (sav): “Allah`ın hoş bir sözü; kökü sağlam, dalları göğe doğru olan -Rabbinin izniyle her zaman meyve veren- hoş bir ağaca benzeterek nasıl misal verdiğini görmüyor musun?” (İbrahim, 24-25) ayetinde zikredilen ağaç hakkında: “O hurma ağacıdır” buyurdu. Ve müteakip ayette ifade edilen kötü ağacı da hanzale`ye (zakkum, Ebu Cehil karpuzu da denir, mercimek ağacıdır) benzetti. Ayet şöyle: “Çirkin bir söz de yerden koparılmış, hiç bir sebatı olmayan kötü bir ağaca benzer” (İbrahim, 26).
HadisNo : 667

Fasil : İHYA`UL MEVAT BÖLÜMÜ
Konu : İhya`ul Mevat
Ravi : Urvetu`bnu Zübeyr
Hadis : Hz. Peygamber (sav) buyurdular ki: “Kim ölü bir araziyi ihya ederse, burası onun olur. Başkasının arazisine izinsiz ağaç dikene hiçbir hak tanınmaz. Ebu Davud`da şu ziyade var: Urve (ra) dedi ki: “Şehadet ederim ki, Hz. Peygamber (sav) şuna hükmetti; Arz, Allah`ın arzıdır, insanlar da Allah`ın kullarıdır. Kim bir ölü araziyi (mevat) ihya ederse, bu yere, o, herkesten ziyade hak sahibi olur. Bu hükmü Resulullah (sav)`dan bize, ondan namazı getirenler getirdi.”
HadisNo : 106

Fasil : KORKU BÖLÜMÜ
Konu : Korku Hakkında
Ravi : Ebu Zerr
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Ben sizin görmediğinizi görür, işitmediğinizi işitirim. Nitekim sema uğuldadı, uğuldamak da ona hak oldu. Semada dört parmak sığacak kadar boş bir yer yoktur, her tarafta Allah`a secde için alnını koymuş bir melek vardır. Allah`a yemin olsun, benim bildiğimi siz bilse idiniz az güler, çok ağlardınız, yataklarda kadınlarla telezzüz etmezdiniz, yollara, çöllere dökülür, (belanızı defetmesi için) Allah`a yalvar yakar olurdunuz.” Ebu Zerr (ra) ilave etti: “Keşke sökülen bir ağaç olsaydım.”
HadisNo : 1681

Fasil : BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ
Konu : Yoldan Rahatsız Edici Şey Temizlemeye Dair
Ravi : Ebu Hüreyre
Hadis : Hz. Peygamber (sav) buyurdu ki: “Bir adam yolda yürürken, yol üzerinde bir diken dalına rastladı. Onu alıp dışarı attı. Cenab-ı Hakk bu davranışından memnun kalarak, ona mağfiret etti.” (Bu metin, Ebu Davud hariç beş kitabın beşinde aynen mevcuttur. Ebu Davud (az bir farklılıkla) şöyle kaydeder: “Hiçbir hayır yapmamış olan bir adam, yoldan bir diken dalını kaldırdı. Bu ya (yola uzanmış) bir ağaç dalıydı kesip attı ya da yola bırakılmış bir şeyi kaldırıp attı…” gerisi yukarıdaki gibi.)
HadisNo : 181

Fasil : ZİNET BÖLÜMÜ
Konu : Ressamların Zemmi; Resim Ve Örtülerin Keraheti
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Anlattığına göre kendisine bir adam gelip: “Ben ressamım, şu resimleri yaptım. Bana bu hususta fetva ver!” dedi. İbnu Abbas adama: “Bana yaklaş!” emretti, adam yaklaşınca: “Bana daha da yaklaş!” dedi. Adam yaklaştı, İbnu Abbas elini başının üzerine koydu ve: “Ben Resulullah (sav)`ı dinledim. Şöyle diyordu: “Bütün tasvirciler ateştedir. Allah ressamın yaptığı her bir resim için bir nefis koyar ve bu ona cehennemde azab verir.” İbnu Abbas devamla adama dedi ki: “İlla da resim yapacaksan ağaç yap, canı olmayan şeyin resmini yap.”
HadisNo : 2167

Fasil : NAMAZ BÖLÜMÜ
Konu : Secdeler Üzerine Fasıl – Tilavet Secdesi
Ravi : İbnu Abbas
Hadis : Bir adam gelerek dedi ki, “Ey Allah`ın Resulü! Gece uyurken rüyamda kendimi gördüm. Sanki ben bir ağacın arkasında secde yapıyorum. Ben secde yaptım, secdem üzerine ağaç da secde yaptı. Onun şöyle söylediğini işittim: “Allah`ım, secdem sebebiyle bana sevab yaz, onun hürmetine günahımı dök, onu senin nezdinde bana azık yap. Kulun Davud`dan kabul ettiğin gibi, onu benden kabul et.” İbnu Abbas (ra) der ki: “Bundan sonra, Resulullah (sav)`ın secde ayeti okuduğunu, (tilavet secdesi sırasında) o adamın kendisine, ağacın sözü olarak haber verdiği duanın aynısıyla dua ettiğini işittim.
HadisNo : 2775

Fasil : FERAİZ BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav) Ve Geride bıraktıklarının Mirası
Ravi : Asım el-Ahvel
Hadis : Resulullah (sav)`ın su bardağını Enes İbnu Malik (ra)`in yanında gördüm; bardak çatlamıştı. Enes onu gümüş (halkalar) ile bağlayıp tutturmuştu.” Asım ilaveten dedi ki: “O nudar ağacından yapılmış geniş, [güzel] bir bardaktı.” Ma`mer der ki: “Nudar, Necid`de yetişen bir ağaç çeşididir.” Enes der ki: “Ben bu bardakla, Resulullah (sav)`a sayamayacağım kadar çok su verdim!” Muhammed İbnu Şirin rahimehullah der ki: “Ben bu bardağı gördüm. Onun demirden bir halkası vardı. Enes onun yerine gümüşten veya altından bir halka koymak istemişti. Ebu Talha kendisine: “Resulullah (sav)`ın yapmış olduğu bir şeyi değiştirme!” dedi. O da bundan vazgeçti. Enes (ra) der ki: “Ben bu kadehimle Resulullah (sav)`a, her çeşit meşrubat içirdim: Bal, nebiz, su ve süt!”
HadisNo : 4757

Fasil : HACC VE UMRE BÖLÜMÜ
Konu : Hacc-ı Kıran
Ravi : Cafer İbnu Muhammed
Hadis : Cafer İbnu Muhammed babasından naklediyor: “Mikdad İbnul-Esved, (Mekke yolu üzerindeki Sükya nam karyede) Hz. Ali (ra)`nin yanına girdi. Hz. Ali, bu sırada develerine un ve ağaç yaprağı karışımı yemlerini veriyordu. Mikdad: “Şu Osman İbnu Affan (ra) hacc ve umrenin arasını birleştirmeyi yasaklıyor” dedi. Hz. Ali (ra), ellerinde un ve yaprak bulaşığı olduğu halde dışarı çıktı. -Kollarındaki un ve yaprak bulaşığını hiç unutmayacağım- doğru Hz. Osman`ın yanına girdi. “Sen,” dedi “hacda umrenin arasını birleştirmeyi yasaklıyormuşsun, doğru mu?” Hz. Osman (ra) şu cevabı verdi: “Bu benim reyimdir!” Hz. Ali: “Umre ve hacc için lebbeyk!” diyerek, öfkelenmiş olarak çıktı.”
HadisNo : 1284

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Mekkenin Fazileti
Ravi : Ebu Şüreyh el-Adevi
Hadis : Mekke`ye asker sevkeden Amr İbnu Sa`id`e dedim ki: “Ey emir, bana müsaade et. Fethin ferdası gününde Resulullah (sav)`ın söylemiş bulunduğu bir hadisi hatırlatayım: Allah`a hamd ve senadan sonra şöyle buyurmuştu: “Mekke`yi insanlar değil, Allah haram kılmıştır. Allah`a ve ahirete inanan hiçbir mü`mine orada kan dökmek helal olmaz. Ağaç sökmek de helal olmaz. Eğer biri çıkıp da Resulullah (sav)`ın oradaki savaşını göstererek kan dökmeye ruhsat vermeye kalkarsa kendisine şunu söyleyin: “Allah, Resulüne izin vermişti, ama size izin vermiyor!” Mekke`de bana bir gündüzün bir müddetinde [gün doğumundan ikindiye kadar] izin verildi. Sonra bugün tekrar eski hürmeti (haramlığı) ona geri döndü. Bu hususu, sizden burada hazır olanlar, hazır olmayanlara ulaştırsın.” Ebu Şüreyh`e: “Amr sana ne dedi?” diye soruldu. “Ey Ebu Şüreyh bunu ben, senden daha iyi biliyorum. “Harem”, asi olana, kan döküp kaçana, cinayet işleyip kaçana sığınma tanımaz!” diye cevap verdi” dedi.
HadisNo : 4585

Fasil : NAMAZ BÖLÜMÜ
Konu : İstiska (Yağmur) Namazı
Ravi : Enes
Hadis : İnsanlar kıtlığa maruz kaldılar. Resulullah (sav) bir cuma günü hutbe verirken bir bedevi kalkıp: “Ey Allah`ın Resulü, malımız helak oldu, horantamız aç kaldı, bizim için Allah`a dua ediver!” dedi. Bunun üzerine Aleyhissalatu Vesselam ellerini kaldırdı. Biz gökte bir bulut göremiyorduk. Nefsim elinde olan Zat`a yemin olsun, daha ellerini geri çekmeden semada dağlar gibi bulutlar peydah oldu. Derken daha minberden inmemişti bile ki, sakalından yağmur damlaları dökülmeye başladı. O gün, ertesi güne kadar yağmur yağdı. Daha sonraki günde de yağdı, onu takib eden günde de yağdı, hatta müteakip cumaya kadar yağış devam etti. Öyle ki, o bedevi veya bir başkası kalkıp: “Ey Allah`ın Resulü, binalarımız yıkıldı, mallarımız suda boğuldu, bizim için Allah`a dua ediver (artık yağmur kesilsin)” dedi. Aleyhissalatu Vesselam ellerini kaldırıp: “Allahım etrafımıza yağdır, üzerimize olmasın!” diye dua ettiler. Eliyle bulutlara doğru hangi istikametteki buluta işaret etti ise, bulutlar orada açıldı. Bütün Medine buluttan temizlendi.” Bir rivayette de de şöyle denmiştir: “Allahım, (yağmur) etrafımıza yağsın, üzerimize değil! Allahım,dağların ve tepelerin üzerine, vadilerin içine, ağaç biten yerlere olsun!” Hz. Enes der ki: “Bulut hemen çekildi, biz de çıkıp güneşte yürüdük.”
HadisNo : 3054

Fasil : FEZAİL BÖLÜMÜ
Konu : Medine`nin Fazileti
Ravi : Ali
Hadis : Biz Resulullah (sav)`dan Kur`an-ı Kerim ve bir de şu sahifede olandan başka bir şey yazmadık. (Bu sahifede bulunana gelince) Resulullah (sav) buyurmuştu ki: “Medine Ayr dağı ile Sevr dağı arasında kalan hudud içerisinde haramdır. Kim orada bir bid`atte bulunur veya bid`atçiyi himaye ederse, Allah, melekler ve bütün insanların laneti onun üzerine olsun. Allah onun farz, ne nafile hiçbir hayrını kabul etmesin. Müslümanların garantisi birdir, en düşükleri de bu garantiye sahiptir. Kim bir müslümana garantisinde ihanet ederse, Allah`ın, meleklerin ve bütün insanların laneti üzerine olsun. Onun (Kıyamet günü) ne farz ve ne nafile hiçbir hayrı kabul edilmez.” [Bu rivayetin metni Sahiheyn`e uygundur. Ebu Davud`da şu ziyade var: “Otu yolunmaz, av hayvanı ürkütülmez, yitik malı, onu ilan edecek olan alabilir. Hiç kimseye kıtal maksadıyla orada silah taşımak caiz olmaz. Oradan ağaç kesilmez. Kişi devesini otlatabilir.]
HadisNo : 4598

Fasil : AV BÖLÜMÜ
Konu : Deniz Avı
Ravi : Cabir
Hadis : Resulullah (sav) bizi gazveye gönderdi. Biz üçyüz kişilik bir gruptuk, komutanımız da Ebu Ubeyde İbnu`l-Cerrah (ra) idi. Kureyş`in kervanını takip ediyorduk. Azığımız da bir dağarcık içine konmuş hurmadan ibaretti. Başka bir şeyimiz yoklu. Ebu Ubeyde bundan bize [önce avuç avuç veriyordu, sonra] tane tane vermeye başladı. Kendisine: “Bununla nasıl idare ediyordunuz?”diye soruldu. Şu cevabı verdi: “Biz hurmayı adeta emiyorduk, bebeğin emmesi gibi. Sonra da üzerine su içiyorduk. Bu bize geceye kadar yetiyordu. Tükendiği zaman yokluk içinde kaldık, iki hafta sahilde ikamet ettik, şiddetli açlık geçirdik. Öyle ki ağaç yaprakları yedik. Ordumuza yaprak ordusu dendi. (Bu esnada) deniz bize anber (balinaya benzer bir balık, adabalığı) denen bir hayvan attı. Ebu Ubeyde (ra) buna önce, “meytedir (yani leştir, yenmesi haramdır)” dedi. Sonra da: “Hayır, meyte değildir, bizler Resulullah (sav)`ın elçileriyiz, Allah için buradayız, üstelik muzdar durumdayız” dedi. Ondan iki hafta boyu yedik. Yağından da süründük. Hatta vücudumuz kendine geldi, eski halini aldı. Ebu Ubeyde, hayvanın kaburgalarından bir kemik alıp yere dikti. Sonra en boylu şahsı ve en boylu deveyi aradı. Adam deveye bindirildi ve kaburganın altından geçti. Hayvanın göz çukurunun içine tam dört kişi oturdu. Gözünden nice külle yağ çıkardık. Etinden kendimize azık yaptık. Medine`ye gelince durumu Resulullah (sav)`a anlattık. “Bu, Allah`ın sizin için (denizden) çıkardığı bir rızıktır. Beraberinizde, etinden hala var mı?” buyurdu. Biz de bir miktar gönderdik. O, bundan yedi.
HadisNo : 3478

Fasil : KISSALAR BÖLÜMÜ
Konu : Kıssalar
Ravi : İbnu Ömer
Hadis : Resulullah (sav) buyurdular ki: “Sizden önce yaşayanlardan üç kişi yola çıktılar. (Akşam olunca) geceleme ihtiyacı onları bir mağaraya sığındırdı ve içine girdiler. Dağdan (kayan) bir taş yuvarlanıp, mağaranın ağzını üzerlerine kapadı. Aralarında: “Bizi bu kayadan, salih amellerinizi şefaatçi kılarak Allah`a yapacağınız dualar kurtarabilir!” dediler. Bunun üzerine birincisi şöyle dedi: “Benim yaşlı, ihtiyar iki ebeveynim vardı. Ben onları çok kollar, akşam olunca onlardan önce ne ailemden ne de hayvanlarımdan hiçbirine yedirip içirmezdim. Bir gün ağaç arama işi beni uzaklara attı. Eve döndüğümde ikisi de uyumuştu. Onlar için sütlerini sağdım. Hala uyumakta idiler. Onlardan önce aileme ve hayvanlarıma yiyecek vermeyi uygun bulmadım, onları uyandırmaya da kıyamadım. Geciktiğim için çocuklar ayaklarımın arasında kıvranıyorlardı. Ben ise süt kapları elimde, onların uyanmalarını bekliyordum. Derken şafak söktü: ” Ey Allahım! Bunu senin rızan için yaptığımı biliyorsan, bizim yolumuzu kapayan şu taştan bizi kurtar!” Taş bir miktar açıldı. Ama çıkacakları kadar değildi. İkinci şahıs şöyle dedi: “Ey Allahım! Benim bir amca kızım vardı. Onu herkesten çok seviyordum. Ondan kam almak istedim. Ama bana yüz vermedi. Fakat gün geldi kıtlığa uğradı, bana başvurmak zorunda kaldı. Ona, kendisini bana teslim etmesi mukabilinde yüz yirmi dinar verdim; kabul etti. Arzuma nail olacağım sırada: “Allah`ın mührünü, gayr-ı meşru olarak bozman sana haramdır!” dedi. Ben de ona temasta bulunmaktan kaçındım ve insanlar arasında en çok sevdiğim kimse olduğu halde onu bıraktım, verdiğim altınları da terkettim. Ey Allahım, eğer bunları senin ma-yı şerifin için yapmışsam, bizi bu sıkıntıdan kurtar.” Kaya biraz daha açıldı. Ancak onlar çıkabilecek kadar açılmadı. Üçüncü şahıs dedi ki: “Ey Allahım, ben işçiler çalıştırıyordum. Ücretlerini de derhal veriyordum. Ancak bir tanesi [bir farak pirinçten ibaret olan] ücretini almadan gitti. Ben de onun parasını onun adına işletip kar ettirdim. Öyle ki çok malı oldu. Derken (yıllar sonra) çıkageldi ve: “Ey Abdullah! Bana olan borcunu öde!” dedi. Ben de: “Bütün şu gördüğün sığır, davar, deve, köleler senindir. Git bunları al götür!” dedim. Adam: “Ey Abdullah, benimle alay etme!” dedi. Ben tekrar: “Ben kesinlikle seninle alay etmiyorum. Git hepsini al götür!” diye tekrar ettim. Adam hepsini aldı götürdü. “Ey Allahım, eğer bunu senin rızan için yaptıysam, bize şu halden kurtuluş nasip et!” dedi. Kaya açıldı, çıkıp yollarına devam ettiler.”
HadisNo : 4995

 

Fasil : RÜYA TABİRİ BÖLÜMÜ
Konu : Tabir Edilmiş Rüyalar
Ravi : Semüre İbnu Cündeb
Hadis : Resulullah (sav) sık sık: “Sizden bir rüya gören yok mu?” diye sorardı. Görenler de, O`na Allah`ın dilediği kadar anlatırlardı. Bir sabah bize yine sordu: “Sizden bir rüya gören yok mu?” Kendisine: “Bizden kimse bir şey görmedi!” dediler. Bunun üzerine: “Ama ben gördüm” dedi ve anlattı: “Bu gece bana iki kişi geldi. Beni alıp haydi yürü! dediler. Yürüdüm. Yatan bir adamın yanma geldik. Yanında biri, elinde bir kaya olduğu halde başucunda duruyordu. Bazan bu kayayı başına indirip onunla başını yarıyordu, taş da sağa sola yuvarlanıp gidiyordu. Adam taşı takip ediyor ve tekrar alıyordu. Ama, başı eskisi gibi iyileşinceye kadar vurmuyordu, iyileştikten sonra tekrar indiriyor, önceki yaptıklarını aynen yeniliyordu. Beni getirenlere: “Sübhanallah! nedir bu? dedim. Dinlemeyip: “Yürü! Yürü!” dediler. Yürüdük, sırtüstü uzanmış birinin yanına geldik. Bunun da yanında, elinde demir kancalar bulunan biri duruyordu. Adamın bir yüzüne gelip, çengeli takıp yüzünün yarısını ensesine kadar soyuyordu. Burnu, gözü enseye kadar soyuluyordu. Sonra öbür tarafına geçip, aynı şekilde diğer yüzünün derisini de ensesine kadar soyuyordu. Bu da, yüz derileri iyileşip eskisi gibi sıhhate kavuşuncaya kadar bekliyor, sonra tekrar önce yaptıklarını yapmaya başlıyordu. Ben burada da: “Sübhanallah, nedir bu?” dedim. Cevap vermeyip: “Yürü! Yürü!” dediler. Beraberce yürüdük. Fırın gibi bir yere geldik, içinden birtakım gürültüler, sesler geliyordu. Gördük ki, içinde bir kısım çıplak kadınlar ve erkekler var. Aşağı taraflarından bir alev yükselip onları yalıyordu. Bu alev onlara ulaşınca çığlık koparıyorlardı. Ben yine dayanamayıp: “Bunlar kimdir?” diye sordum. Bana cevap vermeyip: “Yürü! Yürü!” dediler. Beraberce yürüdük. Kan gibi kırmızı bir nehir kenarına geldik. Nehirde yüzen bir adam vardı. Nehir kenarında da yanında bir çok taş bulunan bir adam duruyordu. Adam bir müddet yüzüp kıyıya doğru yanaşınca yanında taşlar bulunan kıyıdaki adam geliyor, öbürü ağzını açıyor bu da ona bir taş atıp kovalıyordu. Adam bir müddet yüzdükten sonra geri dönüp adama doğru yine yaklaşıyordu. Her dönüşünde ağzını açıyor, kıyıdaki de ona bir taş atıyordu. Ben yine dayanamayıp: “Bu nedir?” diye sordum. Cevap vermeyip yine: “Yürü! Yürü!” dediler. Beraberce yürüdük. Çok çirkin görünüşlü bir adamın yanına geldik. Böylesi çirkin kimseyi gormemişsindir. Bunun yanında bir ateş vardı. Adam ateşi tutuşturup etrafında dönüyordu. Ben yine: “Bu nedir?” diye sordum. Cevap vermeyip: “Yürü! Yürü!” dediler. Beraberce yürüdük, iri iri ağaçları olan bir bahçeye geldik. İçerisinde her çeşit bahar çiçekleri vardı. Bu bahçenin içinde çok uzun boylu bir adam vardı. Semaya yükselen başını neredeyse göremiyordum. Etrafında çok sayıda çocuklar vardı. Ben yine: “Bunlar kimdir?” dedim. Cevap vermeyip: “Yürü! Yürü!” dediler. Beraberce yürüdük. Ulu bir ağacın yanına geldik. Ne bundan daha büyük, ne de daha güzel bir ağaç hiç görmedim. Arkadaşlarım: “ağaca çık!” dediler. Beraberce çıkmaya başladık. Altun ve gümüş tuğlalarla yapılmış bir şehre doğru yükselmeye başladık. Derken şehrin kapısına geldik, Kapıyı çalıp açmalarını istedik. Açtılar ve beraberce girdik. Bizi bir kısım insanlar karşıladı. Bunlar yaratılışça bir yarısı çok güzel, diğer yarısı da çok çirkin kimselerdir. Sanki böylesine güzellik, böylesine çirkinlik görmemişsindir. Arkadaşlarım onlara: “Gidin şu nehire banın!” dediler. Meğerse orada açıkta bir nehir varmış. Suyu sanki safi süttü, bembeyaz.,. Gidip içine banıp çıktılar. Çirkinlikleri tamamen gitmiş olarak geri geldiler. İki tarafları da en güzel şekli almıştı. Beni dolaştıran arkadaşlarım açıkladılar: “Bu gördüğün Adn cennetidir. Şu da metin makamındır. Gözümü çevirip baktım. Bu bir saraydı, tıpkı beyaz bir bulut gibi. “Beni gezdirin, içine bir gireyim!” dedim. “Şimdilik hayır! Amma mutlaka gireceksin,” dediler. Ben: “Geceden beri acaip şeyler gördüm, neydi bunlar?” diye sordum. “Sana anlatacağız,” dediler ve anlattılar: “Taşla başı yarılan, o ilk gördüğün adam, Kur`an`ı atıp reddeden, farz namazlarda uyuyup kılmayan kimsedir. Ensesine kadar yüzünün derileri, burnu, gözü soyulan adam, evinden çıkıp yalanlar uydurup, etrafa yalan saçan kimsedir. Fırın gibi bir binanın içinde gördüğün kadınlı erkekli çıplak kimseler, zina yapan erkek ve kadınlardır. Kan nehrinde yüzüp ağzına taş atılan adam faiz yiyen adamdır. Ateşin yanında durup onu yakan ve etrafında dönen pis manzaralı adam, cehennemin, ateşin bekçisidir. Bahçede gördüğün uzun boylu adam İbrahim (a.s)`di. Onun etrafındaki çocuklar ise, fıtrat üzere (buluğa ermeden) ölen çocuklardır.” Cemaatten biri hemen atılarak: “Ey Allah`ın Resulü! Müşrik çocukları da mı?” diye sordu. Resulullah (sav) “Evet,” dedi, “müşrik çocukları da.” ve anlatmaya devam etti: “Yarısı güzel yarısı çirkin yaratılışlı olan adamlara gelince, bunlar iyi amellerle kötü amelleri birbirine karıştırıp her ikisini de yapan kimselerdir. Allah onları affetmiştir.”
HadisNo : 964

Fasil : PEYGAMBERLİK BÖLÜMÜ
Konu : Resulullah (sav)`ın Alametleri
Ravi : Ali
Hadis : Babam anlatmış ve demişti ki: “Kureyş büyüklerinden bir grupla Şam`a gitmiştik; beraberimde Muhammed (sav) de vardı. Yolda bir rahib(in manastırın)a yaklaştık ve yakınına konakladık. Develerimizi çözmüştük ki rahib yanımıza geldi. Daha önceki gelişlerimizde yanımıza hiç uğramamıştı. Aramızda dolaşmaya başladı ve Muhammed`i (bulup) elinden tuttu ve: “Bu alemlerin efendisidir!” dedi. Kureyş büyükleri ona: “Bu söylediğini nereden biliyorsun?” diye sordular. Adam: “Ben onun sıfat ve evsafını bize indirilen kitapta bulmuşum! Nitekim siz yaklaştığınız zaman, O`na secde etmedik ne taş, ne ağaç kaldı, hepsi de secde ettiler. Bu cansız şeyler ancak bir peygambere secde ederler. Ben O`nu ayrıca peygamberlik mührüyle de biliyorum, bu mühür omuz başındaki düz kemiğin baş kısmının aşağısında bulunur, elma büyüklüğündedir” dedi. Sonra bizden ayrıldı, yemek hazırlayıp getirdi. Muhammed o sırada, develeri gözetliyordu. Yanımıza geldiğinde üzerinde ona gölge yapan bir bulut vardı. Yaklaşınca, halkın kendinden önce ağacın gölgesini kaptıklarını gördü. O da güneşte oturdu. ağacın gölgesi, üzerine meyletti, onlar güneşte kaldılar. Rahib: “Bakın, ağacın gölgesi O`nun üzerine meyletti” dedi. Rahib onların yanında iken, bu çocuğu Allah aşkına Rum (diyarın)a götürmeyin diye ricada bulundu ve: “Eğer O`nu götürürseniz, taşıdığı sıfatlarıyla O`nu tanırlar ve öldürürler” dedi. O, bu hususta Allah`ın adını vererek onlara ricada bulunurken, yan tarafına bir göz attı. Manastırına doğru gelen yedi rum gördü. Onları karşıladı ve: “Niye geldiniz?” dedi. “Rahiplerimiz bize Araplar arasında çıkacak bir peygamberin bu ayda memleketimize doğru gelmekte olduğunu söylediler. (Buralara giriş sağlayan) her yola bir grup insan çıkarıldı. Biz de senin su yoluna gönderildik” dediler. Rahip: “Sizden daha hayırlı birini geride bıraktınız mı?” dedi. Onlar: “O şahsın senin yolunun üzerinde olduğu bize haber verildi!” dediler. Rahip: “Allah`ın icra etmek istediği bir iş hakkında ne dersiniz, insanlardan bunu geri çevirebilecek biri var mı?” diye sordu. Onlar: “Hayır!” dediler. Rahip: “Öyleyse şu kimseye biat edin. Zira bu , gerçek peygamberdir” dedi. Onlar da ona biat ettiler, rahiple birlikte orada kaldılar. Sonra rahip bize döndü, ve: “Allah için söyleyin, bunun velisi kim?” dedi. Beni kastederek: “Şu” dediler. Rahib bana hususi şekilde, geri dönmemiz için ricada bulundu. Ben de O`nu içlerinde, Hz. Ebu Bekr`in gönderdiği, Bilal`in de bulunduğu bir grup kimse ile geri çevirdim. Rahip O`na kek ve zeytinyağından azık koydu.” [Bu rivayeti Tirmizi, (Menakıb 5, (3624) Ebu Musa el-Eş`arî (ra)`den tahric etmiştir. Rivayete: “Ebu Talib Şam için yola çıktı…” diye başlar ve yukarıda kaydedildiği şekilde zikreder. Yukarıdaki metni Rezin, Hz. Ali (ra)`nin babasından rivayet olarak, kaydedilen elfazla tahric etmiştir.]
HadisNo : 5557

YORUMLAR

İsminiz

 

E-Posta Adresiniz

Yorumunuz

BENZER İÇERİKLER

Et İçin Kurbana Ortak Olan Varsa Herkesin Kurbanı Geçersizdir

Et İçin Kurbana Ortak Olan Varsa Herkesin Kurbanı Geçersizdir Diyanet uyardı! ‘Kurbanınız geçersiz sayılır’ Diyanet, kurbanlık

Tövbe İstiğfar Duası Nasıl Yapılır

Tövbe İstiğfar Duası Nasıl Yapılır Tevbe İstiğfar duası Türkçe okunabildiği gibi Arapça da okunabilmektedir.

Karınca Duası ve Kaynağı

Karınca Duası ve KaynağıKarınca Duası Kayanağı Halk arasında Hz. Süleyman (a.s.) döneminde yaşanan

RastgeleSeçilen İçerik

EN ÇOK OKUNANLAR

Yılanlar ile İlgili Sahih Hadisler

Yılanlar ile İlgili Sahih Hadisler Yılanlar Hakkında Hadisler Fasil : KATL BÖLÜMÜ Konu : Öldürülmesi Caiz Olan

Kaynağına Göre Hadis Çeşitleri

Kaynağına Göre Hadis ÇeşitleriHADİS TÜRLERİ. Sıhhat Derecesine Göre. Sahih. Kaynağına Göre. Râvilerin

Mevzû Hadislerin Yol Açtığı Zararlar

Mevzû Hadislerin Yol Açtığı Zararlar   4.3-Mevzû Hadislerin Yol Açtığı Zararlar İslam dininin kaynakları